Diğer Haberler Son Dakika 

İSLAM İNANCINDA BURÇLAR

     İnsan, var olduğu günden bu yana gökyüzüne bakmış; yıldızları, gezegenleri ve evrendeki düzeni merak etmiştir. Gökyüzü kimi zaman insana yol göstermiş, kimi zaman da onu derin düşüncelere sevk etmiştir. İslam, bu merakı bütünüyle reddetmez; aksine onu doğru bir istikamete yönlendirir. Kuran-ı Kerim, insanı gökyüzüne bakmaya ve düşünmeye çağırır. Ancak bu bakışın yanlış inançlara dönüşmemesi için net bir ölçü koyar: Astronomi bir ilimdir; astroloji ise, zanna dayanır.

     Kuran’da burcun çoğulu olan “burûc” kelimesi; hem yeryüzündeki kale burçları, hem de gökteki burçlar için kullanılır. Kuran’da “Burûc” adıyla bir sure de bulunmaktadır. “Burçlarla dolu göğe andolsun” ifadesiyle başlayan bu sure, gökyüzündeki düzenin rastgele değil; ölçü, denge ve hikmetle yaratıldığını bildirir. “Şüphesiz biz göğü burçlarla süsledik” (Hicr 16) ayeti ise, bu düzenin ve estetiğin Allah’ın kudretine işaret ettiğini açıkça ortaya koyar.

     Kuran, yıldızları insan kaderini yöneten varlıklar olarak değil; Allah’ın varlığına, birliğine ve kudretine delil olarak sunar. Bu ayetlerde işaret edilen düzeni anlamaya çalışan ilim ise astronomidir. Astronomi; güneşin, ayın ve yıldızların hareketlerini inceler, gece ve gündüzün oluşumunu, mevsimlerin değişimini ve evrendeki dengeyi araştırır.

     Geçmişte “ilm-i felek” olarak adlandırılan astronomi, sadece teorik bir ilim olarak kalmamıştır. Namaz vakitlerinin belirlenmesi, takvimlerin hazırlanması, ramazan ayının başlangıcının tespiti ve kıblenin tayini gibi pek çok mesele bu ilim sayesinde çözüme kavuşmuştur. Bu yönüyle astronomi, insanı Allah’ın yarattığı düzen üzerinde düşünmeye sevk eden ve imanı güçlendiren bir ilim olmuştur.

     Astroloji ise, gök cisimlerinin konum ve hareketlerinden yola çıkarak insanların karakterlerini, kaderlerini ve geleceklerini belirlediğini iddia eden bir anlayıştır. Eskiden “müneccimlik” olarak bilinen bu uğraş, bilimsel bir temele dayanmaz; zanna ve yoruma dayalı iddialardan ibarettir.

     İslam, yıldızlara metafizik güçler atfedilmesine kesin bir şekilde karşı çıkar. Çünkü bu yaklaşım, gaybı bilme iddiası taşır. Oysa Kuran’da, gaybı Allah’tan başka hiçbir kimsenin bilemeyeceği çok defa tekrarlanarak; bu alan, yalnızca Allah’a has kılınmıştır. Allah Rasûlü (s.a.s.) de; falcılığı, kehaneti ve benzeri uygulamaları yasaklamıştır. Yıldızlardan anlamlar çıkararak insan hayatına yön vermeyi doğru bulmamıştır.

     Burçlara inanmanın ya da burç yorumlarını “sadece eğlence” olarak görmenin de masum olmadığına dikkat çekilmelidir. Çünkü sürekli okunan ve konuşulan her şey, zamanla insanın düşünce dünyasında iz bırakır. Burç yorumları, fark edilmeden kararları etkileyebilir ve insanları belli kalıplara sokabilir. Sorumluluğu yıldızlara ya da kadere yükleme alışkanlığı da doğurabilir.

     “Ben asabiyim, Koç burcuyum” ya da “Merkür geriliyor, işlerim ters gidiyor” gibi ifadeler, insanın kendi iradesini geri plana itmesine ve yaşadıklarını dış etkenlere bağlamasına yol açar. Oysa insan, hayatındaki tercihlerin sorumluluğunu yıldızlara değil; kendi iradesine ve Allah’ın takdirine bağlamakla yükümlüdür.

     İslam’ın tevhit inancına göre; insanı, karakteriyle birlikte yaratan Allah’tır. İnsanı terbiye eden, ona doğruyu ve yanlışı gösteren de O’dur. İnsanlar arasındaki farklılıklar, Kuran’da Allah’ın ayetlerinden sayılmış ve bu çeşitlilik bir zenginlik olarak görülmüştür. Aynı tarihte doğan insanların aynı karakter ve mizaca sahip olduğunu iddia etmek, yaratılıştaki bu hikmete aykırıdır.

     Bu nedenle burçlar veya yıldız falı adı altında insanları doğum tarihlerine göre sınıflandırmak, gelecekleri hakkında hüküm vermek ve kaderlerini okumaya çalışmak dinimizce yasaklanmıştır. Allah’ın yarattığı ve insanın hizmetine verdiği yıldızların, insan kaderini yönlendirmesi aklen ve dinen mümkün değildir.

     Kuran’da geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı insanın hizmetine verenin Allah olduğu bildirilerek; gök cisimlerinin hükmeden değil, Allah’ın emrine boyun eğmiş varlıklar olduğu da vurgulanır.

     İslam, gökyüzünü okuyarak kader yazmayı değil; gökyüzüne bakarak Allah’ı tanımayı öğretir. Yıldızlar kader yazmaz; sadece düşünen kalplere Rabbini hatırlatır. Gerçek güven burçlarda değil, gökleri ve yeri yoktan var eden Allah’ın kudretindedir.

     (Yararlanılan Kaynaklar: TDV İslam Ansiklopedisi, TDV Kuran Yolu Tefsiri, Diyanet Haber-Astrolojiye İnanmak, Burak Çelik-Diyanet’ten Burç Çıkışı)

En son Haberler